<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlker Utlu &#187; Blog</title>
	<atom:link href="http://ilker.utlu.net/kategori/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ilker.utlu.net</link>
	<description>Hayat; başlangıcında teorik, bitişinde pratiktir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Jul 2010 15:17:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Kullanılabilirlik Her Şeydir!</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/kullanilabilirlik-her-seydir/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/kullanilabilirlik-her-seydir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 15:14:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılabilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=1396</guid>
		<description><![CDATA[Koskaca yatırım şirketini arıyor ve diyorsunuz ki; Web sitenizdeki form ile yatırım hesabı için kayıt olmaya çalışıyorum fakat form çalışmadığı için devam edemiyorum. Yardımcı olur musunuz? Karşınızdaki yetkiliden gelecek cevabı az çok tahmin ediyorsunuz tabi. Ve aynen öyle oluyor: Mozilla ile mi deniyorsunuz? Hem Mozilla hem de Safari ile denedim. İkisiyde de olmadı. Tam ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koskaca yatırım şirketini arıyor ve diyorsunuz ki;</p>
<p>Web sitenizdeki form ile yatırım hesabı için kayıt olmaya çalışıyorum fakat form çalışmadığı için devam edemiyorum. Yardımcı olur musunuz?</p>
<p>Karşınızdaki yetkiliden gelecek cevabı az çok tahmin ediyorsunuz tabi. Ve aynen öyle oluyor:</p>
<p>Mozilla ile mi deniyorsunuz?</p>
<p>Hem Mozilla hem de Safari ile denedim. İkisiyde de olmadı.</p>
<p>Tam ben de onu söyleyecektim diyor yetkili. İkisi ile de çalışmıyor. Sadece Internet Explorer kullanabilirsiniz.</p>
<p>Pek iç açıcı bir durum değil bu. Göremediğiniz bir sistem ile dünya bakır piyasasında yatırım yapabilir, Apple hissesi satın alabilir durumdasınız. Fakat sisteme IE haricinde bir browserla üye olabilmek bile mümkün değil.</p>
<p>&#8220;Ben Apple kullanıcısıyım ne yapacağım?&#8221; veya &#8220;Tamam dünya pisyasasına yatırım için gerekli altyapıyı kurmuşsunuz ama bir form ile üye bile kabul edemiyorsunuz. Bu bir çelişki yaratmıyor mu?&#8221; soruları arasında gidip geldikten sonra, teşekkür edip başınızın çaresine bakmaya karar veriyorsunuz.</p>
<p>Bu da bir anımdır, şöyle dursun&#8230;</p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/kullanilabilirlik-her-seydir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Artık Nostaljik Film İzleyemeyeceğiz</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/artik-nostaljik-film-izleyemeyecegiz/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/artik-nostaljik-film-izleyemeyecegiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 12:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[bira]]></category>
		<category><![CDATA[eski filmler]]></category>
		<category><![CDATA[nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=1367</guid>
		<description><![CDATA[Banu Bozdemir blogunda şöyle bir yazı yazmış. Keyifle okudum. Vipsaş&#8217;tan Murat Özer&#8217;le yapılan konuşmada, eski filmlerin tekrar düzenlenme ve tamir işlemleri, gıcır gıcır görüntülerle izleyenlerin beğenisine sunulduğu anlatılıyor. Yazıyı okurken eski filmeler geldi aklıma elbet. Sinema şaheserleri değiller belki ama nostaljikler. Eski Türk filmi izlemek gibi bir olgu vardır hatta. Görseller: http://www.banubozdemir.com/filmleri-korumanin-en-iyi-yolu-restore/ O günlerde yapılan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Banu Bozdemir" href="http://www.banubozdemir.com/about/" target="_blank">Banu Bozdemir</a> blogunda <a title="Filmleri korumanın en iyi yolu restore" href="http://www.banubozdemir.com/filmleri-korumanin-en-iyi-yolu-restore/" target="_blank">şöyle bir yazı</a> yazmış. Keyifle okudum.</p>
<p>Vipsaş&#8217;tan Murat Özer&#8217;le yapılan konuşmada, eski filmlerin tekrar düzenlenme ve tamir işlemleri, gıcır gıcır görüntülerle izleyenlerin beğenisine sunulduğu anlatılıyor. Yazıyı okurken eski filmeler geldi aklıma elbet. Sinema şaheserleri değiller belki ama nostaljikler. Eski Türk filmi izlemek gibi bir olgu vardır hatta.</p>
<p><a href="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/selvioncesonra.jpg" rel="lightbox[1367]" title="selvioncesonra"><img class="alignnone size-medium wp-image-1368" title="selvioncesonra" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/selvioncesonra-300x300.jpg" alt="" width="270" height="270" /> </a><a href="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/firarkolajyeni.jpg" rel="lightbox[1367]" title="firarkolajyeni"><img class="alignnone size-medium wp-image-1370" title="firarkolajyeni" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/firarkolajyeni-300x300.jpg" alt="" width="270" height="270" /></a><br />
<a href="http://www.banubozdemir.com/filmleri-korumanin-en-iyi-yolu-restore/" target="_blank"><strong>Görseller</strong>: http://www.banubozdemir.com/filmleri-korumanin-en-iyi-yolu-restore/</a></p>
<p>O günlerde yapılan filmler, bugün tekrar elden geçirilerek görüntü  kaliteleri iyileştiriliyor. Bugün yapılan filmlerin ise mutlaka dijital  birer kopyaları vardır muhakkak. Bu durumda bugünün filmeleri hiçbir  zaman eskimeyecek.</p>
<p><strong>Bu, aslında insan algısının da zaman içinde  değişeceğini gösteriyor.</strong></p>
<p><a href="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/beer.png" rel="lightbox[1367]" title="beer"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1386" title="beer" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/beer-150x150.png" alt="" width="124" height="124" /></a>Örneğin buz gibi bir bira içtiğinizi düşünün. Gözünüzde bir şey canlanıyor değil mi? İşte o biradan aldığınız lezzet o gözünüzde canlanan obje ile ilgili. Çünkü tad alma duyusu sadece dilinizle değil, elinizi hafif nemlenmiş olan bardağa götürürken başlıyor. Dokunuyorsunuz, elinizle soğuğu hissediyorsunuz. Ağzınıza yaklaştıkça kokusu geliyor. Bir yudum alıyorsunuz. Soğukluk ve bardağın dudaklarınızda bıraktığı hisle birlikte biranın tadını alabiliyorsunuz. Aynı birayı bir matarada içtiğinizde bu tadı alamayacaksınız.</p>
<p>İşte nostaljik film izlemek de benim için böyle bir şey. Görüntüdeki çizikler, kırıklar, sesteki hışırtı, 35mm.&#8217;nin verdiği renk&#8230;</p>
<p>Nostaljik film sevenler için son fırsatlar arkadaşlar. Bizden sonraki nesiller nostaljik film diye bir kavrama sahip olamayacak. Tadını çıkarın :)</p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/artik-nostaljik-film-izleyemeyecegiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi Fikir ve Fırsat Arasındaki Fark</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/iyi-fikir-ve-firsat-arasindaki-fark/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/iyi-fikir-ve-firsat-arasindaki-fark/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 20:14:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[fikir]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=1348</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçmiyor ki karşımıza bir yenilik çıkmasın. Özellikle yeni fırsatlar dünyası internet bir sürü yeniliğe daha gebe. Burada ayırt edilmesi gereken bir konu var. Önümüze çıkan her girişim, müthiş bir fikir değil. O günün ihtiyacını karşılayabilir, ilginç olabilir, değişik olabilir, daha önce uygulanmamış da olabilir. Fakat tüm bunlar veya bazıları iyi bir fikir olduğunu, doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gün geçmiyor ki karşımıza bir yenilik çıkmasın. Özellikle yeni fırsatlar dünyası internet bir sürü yeniliğe daha gebe. Burada ayırt edilmesi gereken bir konu var. Önümüze çıkan her girişim, müthiş bir fikir değil. O günün ihtiyacını karşılayabilir, ilginç olabilir, değişik olabilir, daha önce uygulanmamış da olabilir. Fakat tüm bunlar veya bazıları iyi bir fikir olduğunu, doğru fikir olduğunu göstermez.</p>
<p>Son 3-5 yıldır bir çok konuşmaya şahit oluyorum. Şöyle bir projem var. Şu açıdan super bir fikir. Eminim işi bu olanlar benden çok daha fazlasıyla karşılaşıyorlar. İşleri gerçekten çok zor.</p>
<p>Benim iyi bir fikirle ilgili çok basit bir tanımım var. &#8220;<strong>Eğer fikriniz sektör olma potansiyeline sahipse iyi fikirdir, doğru fikirdir</strong>&#8220;. Kabul ediyorum biraz iddialı. Fakat sizin dışınızda milyonlarca insan bu fikir sayesinde hayatlarını kazanabilir, başka milyonlar bu fikir sayesinde bir ihtiyacını giderebilir.  Fakat bu kadar yaratıcı olabilmek inanın ki çok zor!</p>
<p>İlgi alanım olduğu için rahatlıkla örnek verebiliyorum, örneğin <strong>&#8220;sigorta&#8221;</strong> iyi bir fikirdir. Yılda 4 trilyon dolar ciro yapan dev bir sektördür. Fikir ilk ortaya atıldığında bugünlere gelebileceğinin düşünülmüş olma ihtimali çok zayıf. O günlerdeki amaç kazanmaktan çok korumak idi.</p>
<p>İşte bu noktada biraz mütevazi olmak gerek. İyi bir fikir aramak yerine doğru fırsatı tespit etmek, doğru platformda, doğru zamanda ve doğru bir şekilde konumlandırmak daha gerçekçi bir hedef olabilir. Bunun dışındaki arayışlar için insan ömrü biraz kısa gelebilir&#8230;</p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/iyi-fikir-ve-firsat-arasindaki-fark/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Basketbol Şampiyonası Turnuva Statüsü</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/dunya-basketbol-sampiyonasi-turnuva-statusu/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/dunya-basketbol-sampiyonasi-turnuva-statusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 18:39:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[dünya basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[FİBA]]></category>
		<category><![CDATA[fikstür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=1229</guid>
		<description><![CDATA[Bu yaz Türkiye’nin evsahipliğinde gerçekleştirilecek olan 2010 FIBA Dünya Şampiyonası turnuva statüsünü aşağıdan görüntüleyebilirsiniz. &#9;&#9;&#9;&#9; &#9;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaz Türkiye’nin evsahipliğinde gerçekleştirilecek olan 2010 FIBA Dünya Şampiyonası turnuva statüsünü aşağıdan görüntüleyebilirsiniz.</p>
<div>
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9&#44;0&#44;0&#44;0" width="586" height="936" id="competition" align="middle"><br />
&#9;<param name="allowScriptAccess" value="sameDomain" />&#9;<param name="allowFullScreen" value="false" />&#9;<param name="movie" value="http://www.fiba.com/flash/fe/10/fwcm/tur/competition-tur.swf?langXML=http://www.fiba.com/flash/fe/10/fwcm/tur/comp_data_v3.xml?v4" /><param name="quality" value="high" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" />&#9;<embed src="http://www.fiba.com/flash/fe/10/fwcm/tur/competition-tur.swf?langXML=http://www.fiba.com/flash/fe/10/fwcm/tur/comp_data_v3.xml?v4" quality="high" bgcolor="#ffffff" width="586" height="936" name="competition" align="middle" allowscriptaccess="sameDomain" allowfullscreen="false" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" /><br />
&#9;</object></div>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/dunya-basketbol-sampiyonasi-turnuva-statusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Matematik Köyü Duyurusu</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/matematik-koyu-duyurusu/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/matematik-koyu-duyurusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 18:28:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Nesin]]></category>
		<category><![CDATA[matematik köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Nesin Vak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=1220</guid>
		<description><![CDATA[Ali Nesin tarafından iletilen Matematik Köyü&#8217;ne ilişkin duyuru: 1) Öğrencilere: Bu yaz tatilinden istifade edip Matematik Dünyası dergisinin kapak konularını okuyabilirsiniz. Örneğin, analizi ta en başından ve sindirerek, özümseyerek öğrenmek için, 2007-III ve sonrası sayılarımızın kapak konuları birebirdir. Yalana dolana başvurmadan, analizin bu kadar derinine inen ikinci bir kaynak daha bulamazsınız. Düşünsenize, gerçel sayıların tanımını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ali Nesin tarafından iletilen Matematik Köyü&#8217;ne ilişkin duyuru:</strong></p>
<p>1) Öğrencilere: Bu yaz tatilinden istifade edip Matematik Dünyası dergisinin kapak konularını okuyabilirsiniz. Örneğin, analizi ta en başından ve sindirerek, özümseyerek öğrenmek için, 2007-III ve sonrası sayılarımızın kapak konuları birebirdir. Yalana dolana başvurmadan, analizin bu kadar derinine inen ikinci bir kaynak daha bulamazsınız. Düşünsenize, gerçel sayıların tanımını vermekle başlıyoruz analize. MD&#8217;nin bu sayılarını okursanız sırtınız analizde bir daha yere gelmez diye düşünüyoruz. <a href="http://www.matematikdunyasi.org/" target="_blank">www.matematikdunyasi.org</a></p>
<p>2) Önümüzdeki Pazartesi Matematik Köyü&#8217;nde yazokulumuz başlıyor. 135 liseli birden aynı anda gelecek. (Anneee!) 3 ay boyunca dağ başında matematik yapacağız.<br />
Her ne kadar TÜBİTAK&#8217;tan destek alamadıysak da, hiçbir başvuru para yüzünden reddedilmeyecektir. Bu, ta ilk günden beri ilkemiz olmuştur. Bazı günler yemek çıkmasa da bozmayacağız! (Bu şaka tabii, aşçımızın ünü yedi düvelde duyuldu. Bildiğimiz patatesi bile çok lezzetli yapıyor!)<br />
Yazokulu ayrıntıları aşağıda.</p>
<p>3) Liseliler için: <a href="http://matematikkoyu.org/lise2010" target="_blank">http://matematikkoyu.org/lise2010</a>.<br />
6 değişik program var:<br />
Fen ve Anadolu liselerine yönelik Matematik, **21 Haziran &#8211; 4 Temmuz. Kontenjan dolmuştur.<br />
Liselilere Soyut Matematik  **5 &#8211; 18 Temmuz<br />
Liselilere Matematik III*, *19 Temmuz &#8211; 1 Ağustos.<br />
Liselilere Matematik IV*, *2 &#8211; 15 Ağustos (Köye geliş 1 Ağustos).<br />
Liselilere Matematik V, **16 &#8211; 29 Ağustos.<br />
Lise Öğrencilerine ve Öğretmenlerine Olimpiyat Eğitimi, 30 Ağustos &#8211; 12 Eylül</p>
<p>4) Üniversiteliler için: 12 Temmuz &#8211; 20 Eylül arası. Hem lisans hem de lisansüstü seviyesinde. Seviye giderek artacak.<br />
Ayrıntılar <a href="http://matematikkoyu.org/tmd2010" target="_blank">http://matematikkoyu.org/tmd2010</a> sayfasında.</p>
<p>Yazınızın verimli geçmesi dileğiyle.<br />
Ali Nesin (<a href="http://www.matematikdunyasi.org/" target="_blank">www.matematikdunyasi.org</a>, <a href="http://www.matematikkoyu.org/" target="_blank">www.matematikkoyu.org</a>)</p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/matematik-koyu-duyurusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Event-driven Programming</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/event-driven-programming/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/event-driven-programming/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Jun 2010 17:31:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[event-driven]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=471</guid>
		<description><![CDATA[Benim zamanımda programlama dilleri baştan (10 diye numaralandırılan satırdan) başlar, sırayla komutları yerine getirirlerdi. O zamanlardan beri çok saçma gelen bu durum, yazılım mühendisliğine soğuk bakmamı sağlamıştı. Fakat 20 yıl sonra öğrendim ki işler değişmiş. Artık programcıklar istenildiği zaman çalıştırılabiliyor, bir şeyin tetiklemesiyle aktif olup sonra yuvalarına dönebiliyorlarmış. Ne kadar güzel :) Örneğin bir event [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Benim zamanımda programlama dilleri baştan (10 diye numaralandırılan satırdan) başlar, sırayla komutları yerine getirirlerdi. O zamanlardan beri çok saçma gelen bu durum, yazılım mühendisliğine soğuk bakmamı sağlamıştı.</p>
<p>Fakat 20 yıl sonra öğrendim ki işler değişmiş. Artık programcıklar istenildiği zaman çalıştırılabiliyor, bir şeyin tetiklemesiyle aktif olup sonra yuvalarına dönebiliyorlarmış. Ne kadar güzel :)</p>
<p>Örneğin bir event oluşturuyoruz. Görevi öpme eylemini geçekleştirmek.</p>
<p>function (öpme eventi) { git Cem&#8217;i öp }</p>
<p>Bu event burada duruyor. İhtiyaç duyduğumuzda bir şeyi bu event&#8217;e yönlendirebiliriz. Veya event pusuda bekleyerek, Cem istediğimiz bir konuma geldiğinde (örneğin askerden döndüğünde) gidip Cem&#8217;i öpebilir.</p>
<p>Daha basit olarak nasıl anlayabilirdim bilmiyorum&#8230;</p>
<p><strong>Dip not:</strong> Cem bu yazı için küllüm yalan demişti, ama askerde olması sebebiyle yayınlıyorum yine de :)</p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/event-driven-programming/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açık Mektup: Türk Telekom ve Garanti</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/acik-mektup-turk-telekom-ve-garanti/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/acik-mektup-turk-telekom-ve-garanti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 20:27:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[Garanti]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik ödeme]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Telekom]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=1189</guid>
		<description><![CDATA[Bu, Türk Telekom ve Garanti Bankası&#8217;na yazılmış açık bir mektuptur. Aynı şeyleri anlat anlat çare bulamayınca, karşımdaki müşteri temsilcisine bu yazının adresini vermek için yazıyorum. Umarım internet bağlantım yok bakamam demez&#8230; (Kısayol: http://bit.ly/evtelefonu) Sevgili Türk Telekom ve Garanti, Her ay kaç tane fatura ödediğimi bilmiyorum. Fatura takip etmek epeyce zoruma gittiği için tüm faturalarım için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu, Türk Telekom ve Garanti Bankası&#8217;na yazılmış açık bir mektuptur. Aynı şeyleri anlat anlat çare bulamayınca, karşımdaki müşteri temsilcisine bu yazının adresini vermek için yazıyorum. Umarım internet bağlantım yok bakamam demez&#8230; (Kısayol: </strong><a href="http://bit.ly/evtelefonu" target="_self">http://bit.ly/evtelefonu</a><strong>)<br />
</strong></p>
<p>Sevgili <a title="Türk Telekom" href="http://www.turktelekom.com.tr/" target="_blank">Türk Telekom</a> ve <a title="Garanti" href="http://www.garanti.com.tr/" target="_blank">Garanti</a>,</p>
<p>Her ay kaç tane fatura ödediğimi bilmiyorum. Fatura takip etmek epeyce zoruma gittiği için tüm faturalarım için otomatik ödeme talimatım var. Bir tanesi hariç! O da ev telefonum. Bu hikaye işte bu telefonun hikayesi :)</p>
<p>Faturalarımı otomatik ödeme talimatı ile ödemeye ve hayatımdan bir yükü daha atmaya karar verdiğim gün, aldığım tüm hizmetleri dökerek teker teker hepsi için talimat verdim. Ev telefonuma sıra geldiğinde bankanın sistemi hata verdi. Telefon ile destek almaya karar verdim ve müşteri hizmetleri ile görüştüm. Yetkili bu numaraya ait başka bir otomatik ödeme talimatı bulunduğunu ve bu sebeple işlem yapamayacaklarını belirtti.</p>
<p>Sevgili Türk Telekom, işte bu noktada seni rahatsız ettim. Bu numaranın bana ait olduğunu ve otomatik ödeme talimatı veremediğimi ilettim. Gerçekten ilgin için müteşekkirim, kontrol ederek Garanti Bankası&#8217;ndan otomatik ödeme talimatı verdiğimi söyledin. Oysa ki benim böyle bir talimatım yok. Keşke olsa, aynı işlemi bir daha yapmak için uğraşmam. Bu durum üstüne aldığım öneri ile Garanti Bankası&#8217;nı aradım.</p>
<p>Sevgili Garanti Bankası, işte bu noktada da seni rahatsız ettim. Ama sistemlerinde böyle bir talimat olduğunu ama kimin olduğuna dair bana bilgi veremeyeceğini ilettin. Her türlü ahmaklık ihtimalime karşılı, zor bela o &#8220;biri&#8221; nin ben olmadığımı teyid edebildim çok şükür.</p>
<p>Şimdi, evde su bitti. Erikli&#8217;yi aradım su getirsin diye. Bir de ne duyayım? Evet telefonum borcundan dolayı kesilmiş. Bu durumu mütemadiyen 3-6 ay arasında yaşıyoruz. Neyse ki iki şişe bulunduruyorum evde. Diğeri bitene kadar bu işi çözmek için vaktim var. Aksi taktirde ailece susuz kalacağız. (<a title="Gofret" href="http://ilker.utlu.net/etiket/gofret/" target="_self">Gofret </a>için problem yok, şehir şebekesi suyunu içebiliyor. Ya da içemiyor belki! Neden kendi içmediğim suyu Gofret&#8217;e veriyorum ki? Kendime kızdım şimdi!)</p>
<p>Her neyse, sevgili Türk Telekom, söz konusu telefon hattı bana ait. Teyid için Türk Telekom kayıtlarına bakabilirsin. Var olan ama kimin olduğu bilinmeyen otomatik ödeme talimatı bana ait değil. Keşke bu arkadaş hesabında para bulundursa, faturalarım ödense! Ama böyle bir şey yok. Kesiliyor telefonum sürekli! Yoksa uğraşır mıyım bu kadar?</p>
<p>Sevgili Türk Telekom ve Garanti, lütfen ikiniz bir olup bu vatandaşın işine bir çözüm bulun. Dilerseniz üçümüz bir gün beraber bir kahve içelim, sohbet edelim. Eminim bu telefonun bana ve talimatın başkasına ait olduğu konusunda hem fikir olacağız. Garanti Bankası diğer talimatı kaldıracak. Benim telefonum otomatik ödeme talimatı kabul edebilecek. Kesilip durmayacak. Boşu boşuna faiz ödemeyeceğim.</p>
<p>Ne dersiniz?</p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/acik-mektup-turk-telekom-ve-garanti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Matematik Köyü</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/matematik-koyu/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/matematik-koyu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 08:02:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Nesin]]></category>
		<category><![CDATA[matematik köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Nesin Vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=1139</guid>
		<description><![CDATA[Ali Nesin&#8216;in ağzından matematik köyünün hikayesi: Yaşarken, Aziz Nesin&#8216;in en büyük korkusu Nesin Vakfı&#8216;nın kendisinden sonraki geleceğiydi. Ardından iki önemli eser bırakacağının bilincindeydi: Yazdığı kitaplar ve kurduğu Vakıf. Yazdıkları konusunda yapılacak fazla bir şey yoktu; nihai biçimlerini alıp kitap haline gelmişler, yüzbinlerce satmış, yüzbinler tarafından okunmuş, oyunları defalarca sahnelenmiş, ödüller kazanmış&#8230; Sadece basın, yayın, dağıtım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Ali Nesin" href="http://www.alinesin.org/" target="_blank">Ali Nesin</a>&#8216;in ağzından matematik köyünün hikayesi:</p>
<p><a href="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/23_Kas__m_2007_bahce.jpg" rel="lightbox[1139]" title="23_Kas__m_2007_bahce"><img class="size-medium wp-image-1140 alignnone" title="23_Kas__m_2007_bahce" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/23_Kas__m_2007_bahce-300x224.jpg" alt="" width="177" height="132" /> </a><a href="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/emel_etal.jpg" rel="lightbox[1139]" title="emel_etal"><img class="alignnone size-medium wp-image-1143" title="emel_etal" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/emel_etal-300x199.jpg" alt="" width="202" height="134" /></a><a href="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/doga_resize_1.jpg"><br />
</a><a href="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/cadir.jpg" rel="lightbox[1139]" title="cadir"><img class="alignnone size-medium wp-image-1141" title="cadir" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/cadir-300x200.jpg" alt="" width="396" height="262" /></a></p>
<p>Yaşarken, <a href="http://www.nesinvakfi.org/aziz_nesin.html">Aziz  Nesin</a>&#8216;in en büyük korkusu <a href="http://www.nesinvakfi.org/">Nesin  Vakfı</a>&#8216;nın kendisinden sonraki geleceğiydi.</p>
<p>Ardından iki önemli eser bırakacağının bilincindeydi: Yazdığı  kitaplar ve kurduğu Vakıf. <a href="http://www.nesinyayinevi.com/">Yazdıkları</a> konusunda yapılacak fazla bir şey yoktu; nihai biçimlerini alıp kitap  haline gelmişler, yüzbinlerce satmış, yüzbinler tarafından okunmuş,  oyunları defalarca sahnelenmiş, ödüller kazanmış&#8230; Sadece basın, yayın,  dağıtım ve pazarlama işleri vardı ki bunları da ortalama ticari zekâsı  olan herhangi biri yapabilirdi. Ama Vakıf henüz bitmemiş ve hiçbir zaman  da bitmeyecek, yaşayan, dolayısıyla sürekli olarak çağına ayak  uydurması gereken bir organizmaydı; kitapları gibi nihai biçimini  almamıştı ve hiçbir zaman da alamazdı.</p>
<p>Bu konuda hiçbir korkusunun olmaması gerektiğini söylerdim kendisine.  Ölümünden sonra yurtdışından dönüp Nesin Vakfı&#8217;nın yaşaması için  çalışacağıma dair söz verdim kaç kez. İstemezdi. &#8220;Sen bilim adamısın,  senin işin orada, dünyanın merkezi sevsek de sevmesek de Amerika&#8217;dır&#8221;  derdi. Burada iş bulamayacağımı, bulsam da beni &#8220;eşek tepmişe&#8221;  benzeteceklerini söylerdi. Tartışmaya girmez, &#8220;ben yapacağımı bilirim&#8221;  anlamına başımı sallardım.</p>
<p>Gel zaman git zaman, Vakf&#8217;ın yaşaması için Türkiye&#8217;ye dönmemden başka  çarenin olmadığını anladı. &#8220;Arada bir Türkiye&#8217;ye gelirsin&#8221;le başlayan  süreç, vasiyetine bir &#8220;Nesin Matematik Enstitüsü&#8221; eklemesine kadar  gelişti. Enstitü&#8217;nün Vakf&#8217;a 1 km uzaklıktaki 36 dönümlük arazimize  kurulmasını istiyordu. Böylece hem matematikten kopmayacak hem de  Vakıf&#8217;la ilgilenebilecektim, hem Vakf&#8217;ı emin ellere bırakacak hem de  vicdanı sızlamayacaktı. Sorun çözmede üstüne yoktu bilindiği gibi.</p>
<p>Kaçınılmaz gün geldi çattı. Söz verdiğim gibi arkama bile bakmadan  hiç tereddütsüz Türkiye&#8217;ye döndüm. Öngörüsü nerdeyse gerçekleşiyordu, az  kaldı iş bulamayacaktım. Neyse ki Türkiye&#8217;nin değişmekte olan koşulları  son anda imdadıma yetişti.</p>
<p>Enstitü vasiyetini ciddiye almam, üzerinde düşünmem söz konusu bile  olamazdı. Önce Vakıf yaşamalıydı.</p>
<p>Enstitüye ayrılan araziye önce ilköğretim okulu kurmak istedik. Buna  gücümüzün yetmeyeceğini, yetse de okulun kendi başına ayakta  duramayacağını kısa sürede anladık. Başaracağımızdan emin olmadığımız  bir işe girişemezdik, buna hakkımız yoktu. O araziye çiftlik kurduk.  Nesin Vakfı çocukları, bugün, çiftliğimizin organik ürünleriyle  olabilecek en sağlıklı ve en ucuz biçimde beslenmektedirler.</p>
<p>Bu anlattığım, hikâyenin bir yüzü. Diğer yüzünü de anlatayım. 1995  yaz sonunda Türkiye&#8217;ye döndüm. İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nden <a href="http://www.math.bilgi.edu.tr/">Matematik Bölümü</a>&#8216;nü kurmam  istendi. Herkese her zaman nasip olmaz böyle bir şans. &#8220;Yıldızını  parladığı anda kapacaksın&#8221; demişti bana bir gün yaşlı ve sefil denecek  derecede beş parasız bir heykeltıraş. &#8220;Hayatta ikinci kez parlamaz  yıldızın&#8230;&#8221; diye de devam etmişti hüzünlü hüzünlü. O heykeltıraşın  pişmanlığını yaşamamak için, olabilecek en üst seviyede bir matematik  bölümü kurmayı hedefledim. Geri kalmış ülke demeden, &#8220;günümüzün somut  koşulları&#8221; özürüne sığınmadan, nerdeyse gerçekleri bile yadsıyarak,  çıtayı inatla olması gerektiği yerde tutacaktım. Çıtanın yüksekliğini de  ben değil çağımızın en gelişmiş ülkeleri belirliyordu.</p>
<p>Yılda en az on olağanüstü öğrenci yetiştiririm diye umuyordum. Henüz  40&#8242;ımdan gün almamıştım. Otuz yıl daha çalışsam 300 öğrenci  yetiştirirdim, ki bu da Türkiye&#8217;yi birkaç yüzyıl idare eder diye  düşünüyordum&#8230; Bayağı parlak bir yıldızdı anlayacağınız.</p>
<p>Evdeki hesap çarşıya uymadı. Evet, düzeyi yüksek tuttum, çıtayı  bulunması gerektiği yerden milim oynatmadım, evet, çok emek verdim, ama  gel gelelim öğrencilerin nefesleri yetmiyordu, zayıf kalıyorlardı, uzun  soluklu bir yarışa dayanamıyorlardı. Mezun sayımız hiçbir yıl 4&#8242;ü  aşmadı.</p>
<p>Nasıl bir doktorun hastalarından, bir siyasetçinin halkından  yakınmaya hakkı yoksa, bir eğitimcinin de öğrencilerinden yakınmaya  hakkı yoktur. Değil mi ki eğitimciliğe soyunmuşsun, eğiteceksin. Bunun  aması fakatı yoktur ve olamaz.</p>
<p>Öğrenciler kış boyunca yeterince çalışmadıkları gibi üç aylık yaz  tatilinde de kitabın yanına uğramıyorlar, ellerine kalem kâğıt  almıyorlardı. Ne yapılması gerektiği belliydi. 1998 yazında 7 haftalık  bir yazokulu düzenledim. Okulun desteğiyle Antalya&#8217;da bir pansiyon  kiraladık. Muhteşemdi. Sonraki yıl Bodrum, ardından iki kez Gümüşlük,  daha sonra Şirince, Şarköy, Amasra, Bozcaada ve Çanakkale. Son üç  yazokulunu Türk Matematik Derneği çatısı altında yapıp tüm Türkiye&#8217;ye  açtım. Her yaz 70-80 kadar öğrenci katılıyordu. 45 gün süren yazokulları  için TÜBİTAK&#8217;tan, TMD&#8217;den ve üniversitelerden parasal destek alıyor,  öğrencilere para ödetmemeye çalışıyordum.</p>
<p>Yazokullarında diploma, sertifika, berat gibi herhangi bir belge  vermiyorduk. Ders geçme filan da yoktu. Hocalara da ücret ödenmiyordu.  Yazokullarının yegâne amacı matematiği paylaşmaktı.</p>
<p>Çok verimli ve eğlenceli geçiyordu yazokulları. Öğrenciler matematiği  ve matematikçi olmayı asıl yaz okullarında öğreniyorlardı. Birlikte  yaşamak onları büyütüyordu da.</p>
<p>Öte yandan sorunlar da yok değildi. En büyük sorunumuz susmak  bilmeyen müzikti. Sabah kahvaltısından geceyarısına kadar sürekli  eğlenmek zorunda bırakılıyorduk, ders yaparken bile. Oysa biz, tempo  tutarak ya da göbek atarak değil, düşünerek eğlenmek istiyorduk.  Çirkinlik, bayağılık, küstahlık, pislik, kavga ve gürültü&#8230; Rahatsız  edici bakışlar, okey ve tavla şakırtıları, çıtlayan çekirdekler,  patlayan sakızlar&#8230; Hele televizyonun histerik reklamları&#8230; Çığlık  atasım gelirdi&#8230; Özgür de değildik, istediğimiz zaman, istediğimiz  yerde, istediğimiz gibi çalışamıyorduk. Çay ve kahveden tutun da  güneşlenmeye kadar hep başkalarının emrindeydik.</p>
<p>Alabildiğine özgür olacağımız bir yerimiz olsa&#8230; Kimse kimseye  karışmasa&#8230; İstediğimiz zaman (örneğin sabah akşam) matematik  yapabilsek&#8230; Sadece müzik dinlemek istediğimiz zaman müzik  dinleyebilsek. Sessizlik hüküm sürse, daha fazla işimize  yoğunlaşabilsek&#8230;</p>
<p>Yazokullarında harcadığımız paraya da üzülüyordum. Kalacak yeri,  sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil, aşağı yukarı günde 15 YTL&#8217;ye  çıkarmaya çalışıyordum. Öğrenci ve gün sayısıyla çarpınca az buz para  etmiyor. Ek giderleri de eklersek 70 milyarı buluyordu yazokulu  harcamamız. Bu para tekrar topluma geri dönse fena mı olurdu? Kendimize  ait bir yerimiz olsa daha fazla gence daha iyi ve daha ucuza hizmet  vermez miyiz? Her seviyede ve her yaşta matematikçi, öğrenci, eğitmen,  araştırmacı, meraklı amatör aynı anda ve aynı mekânda matematik yapsa&#8230;  Bilen bilmeyene anlatsa&#8230; Ne kadar olağanüstü bir şey olur. Böylece  Aziz Nesin&#8217;in enstitü vasiyetini de bir anlamda yerine getirmiş oluruz.</p>
<p>İşte bu hayallerden doğdu Matematik Köyü fikri.</p>
<p>Yakın dostum Sevan Nişanyan&#8217;la yıllardan beri işte böyle bir projenin  planlarını yapardık. Gerçekleşeceğine pek inanmadan belki. Hayali bile  güzeldi. Biz o zamanlar &#8220;medrese&#8221; derdik kendi aramızda.</p>
<p>Eğer masa başında saatlerce Matematik Köyü hayali kurmadınızsa  tavsiye ederim, kendinizden geçeceksiniz. Çardaklar olacak örneğin, her  birinin altında bir karatahta, bir tomar kâğıt ve birkaç kalem.  Ağaçlardan gökyüzünün görünmediği koyu yeşil sığınaklar. Şezlonglar,  hamaklar, küçük, orta ve büyük boy havuzlar, çeşmeler, ateş yakılacak  alanlar&#8230; Kütüphane elbette. Bir de matematiksel oyun salonu. Geometrik  heykeller. Piyano ve bilardo odaları. Şömineler, fırınlar. Hamam da  gerekiyor, hamamsız olmaz, Arşimet örneği var önümüzde. Her şey taş ve  çamurdan olacak, betonsuz. Ortak avlulu üçer evlik birimler&#8230; Bu üçer  evlik birimlerin ortak alanı&#8230; Müdürsüz, patronsuz, şefsiz,  otoritesiz&#8230; Okeysiz, tavlasız, piştisiz&#8230; Müziksiz, radyosuz,  televizyonsuz&#8230; İzmaritsiz yollar&#8230; Burjuvasız ve lümpensiz&#8230;  Alabildiğine özgür&#8230;</p>
<p>Böyle bir projeyle Aziz Nesin&#8217;in de enstitü vasiyetini yerine  getirmiş olacaktık&#8230; Ama hangi parayla, nasıl? Tüm iyiliklerin anasının  para olduğunu bir kez daha anladım.</p>
<p>Bundan iki üç yıl kadar önce Nesin Vakfı için Şirince&#8217;den 10 dönümlük  bir arazi almıştım üç otuz paraya. Gün gelir, değerlenir diye. O gün  gecikmedi. Bir akşam Sevan aradı. İnşaata başlıyoruz diye&#8230; İnşaat mı,  ne inşaatı? Ne inşaatı olacak, Matematik Köyü inşaatı elbette&#8230; Ama  para yok! Hele bir başlayalım, Allah rızkını verir&#8230; Kahkahalar&#8230;</p>
<p>İşte böyle&#8230; Sadece vatana millete değil, dünyaya da hayırlı olsun.</p>
<p><a href="http://www.alinesin.org/">Ali Nesin</a></p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/matematik-koyu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ortaklık; Karşılıklı Özveri Sanatıdır</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/ortaklik-karsilikli-ozveri-sanatidir-2/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/ortaklik-karsilikli-ozveri-sanatidir-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 14:36:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[iş hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ortaklık]]></category>
		<category><![CDATA[özveri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=1165</guid>
		<description><![CDATA[Sözüm ortaklıklar üzerine, örneğim ise bir iş ortaklığı hakkında. Siz isterseniz bunu evlilik ortaklığınıza, ister ev ortaklığınıza taşıyın. Bakın bakalım üzerinde duracak mı? 1997 yılı sonbaharıydı. İş hayatına (girişimci olarak) henüz başlamış, gözü-kara delikanlılardık. Birlikte çalıştığımız, Türkiye&#8217;nin sektöründe en iyi şirketlerinden birinden, yine aynı işi kendi işimiz olarak yapmak üzere ayrıldık. İçimizde büyük bir heyecan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sözüm ortaklıklar  üzerine, örneğim ise bir iş ortaklığı hakkında. Siz isterseniz bunu  evlilik ortaklığınıza, ister ev ortaklığınıza taşıyın. Bakın bakalım  üzerinde duracak mı?</p>
<p>1997 yılı sonbaharıydı. İş hayatına (girişimci olarak) henüz  başlamış, gözü-kara delikanlılardık. Birlikte çalıştığımız, Türkiye&#8217;nin  sektöründe en iyi şirketlerinden birinden, yine aynı işi kendi işimiz  olarak yapmak üzere ayrıldık. İçimizde büyük bir heyecan, inanılmaz bir  istek vardı. İşte bu şekilde başlayan, girişimcilik hayatımın -ilk  bölümünün, son dönemi- ile ile ilgili söyleyeceklerim.</p>
<p>Kim, kim için karşılıksız olarak her şeyini verir, hesapsız olarak  her şeyi yapar? Benim hayatımda böyle biri vardı. Ortağım. Yediğimiz  içtiğimiz ayrı gitmez (mecazi anlamda değil, gerçekten), işi bir kenara  bırakın neredeyse her anlamada ortak bir hayat yaşar, bu durumdan da çok  memnun olurduk. Birbirimiz için yapacaklarımızın herhangi bir sınırı  yoktu. Klasik matematiksel ortaklıklardan farklı bir yapısı vardı iş  ilişkimizin. Diğerlerine bakar eleştirirdik. En iyi modelin bizimki  olduğundan öylesine emindik, öylesine inanmıştık ki, kimsenin konuyla  ilgili fikirlerini dinlemez, bildiğimizi okurduk. Tam 10 yıl böyle sürdü  bu ilişki. Ömür boyu da böyle süreceğinden emindik.</p>
<p>Çok debelendik, battık çıktık. Sular durulduğunda şirketimiz gayet  başarılı sayılabilecek bir pozisyonda uzunca yıllar kaldı. Ülkemiz  tekrar tekrar sıkıntılı günler geçirdi, biz de. Ayakta kaldık. Küçüldük,  ama çalışmaya devam ettik. İlk günlerdeki heyecanımızdan, inancımızdan  hiç birşey kaybetmemiştik. O kadar güvenmiş ve öylesine sarılmıştık ki  birbirimize, fark edemedik sırtlarımızı birbirimize nasıl dayadığımızı.</p>
<p>Geçtiğimiz yıllarda, sonsuza kadar süreceğini düşündüğümüz  ortaklığımızı bitirdik. Üzerinden 5 yıldan fazla süre geçti, bu konu  hakkında ancak şimdilerde biraz daha düşünebilir hissediyorum kendimi.  Ortaklığımızın bitiş sebebinin, birbirimize olan -sarsılmaz güvenimiz-  olduğunu düşünüyordum. Ya da bu şekilde tanımlıyordum diyelim.  Geçtiğimiz günlerde Teknoloji Holding&#8217;in kurucularından  Sayın Emin  Hitay&#8217;ın yazdığı <a title="Emin Hitay" href="http://www.teknoloji.com/baskanin_mesaji.htm" target="_blank">bir  yazıda</a>, ortaklığımızın bitişinin farkına varamadığım gerçek sebebi  öğrendim. Şöyle diyordu;</p>
<p><strong>Ortaklık; karşılıklı özveri sanatıdır.</strong></p>
<p>Bu cümleyi okuduğum anda dona kaldım. Bir an için geçmişe döndüm, iş  hayatımı, ortaklığımı gözden geçirdim. Daha önce &#8220;ortaklık hakkında&#8221; bu  kadar başarılı bir tanım duymamış, okumamıştım. Bizim ortaklığımızın  bitiş sebebi tam olarak buydu. Birbirimize olan toleransımız azalmış,  asgari özveri seviyesini koruyamamaya başlamıştık.</p>
<p>Yaşadığımız dünyayı yaşanılabilir kılan bazı şeyler vardır. Paylaşmak  da bunların başta gelenlerinden biri. Toplum olarak da bu konuda  oldukça başarılı sayılırız. Fakat dikkat etmemiz gereken bazı noktalar  var ki, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra farkına varabiliyoruz.</p>
<p>Yazının asıl hedefi iş ortaklığı, buradaki düşüncelerimin çoğu yine  iş ortaklığı hakkında. Fakat başta da belirttiğim gibi, açıyı biraz daha  arttırırsak diğer paylaşımlı süreçlere de entegre edilebilir belki.  Beni biraz daha objektifleştiren Sn. Emin Hitay&#8217;ın sözleriyle artık bu  konuyu burada ve kendi içimde kapatmak istiyorum&#8230;</p>
<p><strong>Ortaklık, karşılıklı özveri sanatıdır.</strong></p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/ortaklik-karsilikli-ozveri-sanatidir-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl Yürüyor Bu İşler?</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/nasil-yuruyor-bu-isler/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/nasil-yuruyor-bu-isler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 10:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[atomaltı]]></category>
		<category><![CDATA[elektromanyetizma]]></category>
		<category><![CDATA[elektron]]></category>
		<category><![CDATA[newton]]></category>
		<category><![CDATA[yerçekimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=623</guid>
		<description><![CDATA[Kaç kişi merak ediyor bilmiyorum ama bir iki bilgi aktarmak istiyorum: Çıktık 7 katlı bir binanın en üst katına. Çıkardık cebimizden cep telefonumuzu, bıraktık aşağıya. Cep telefonu düştü, parçalandı. Soru 1: Neden düştü? Az çok meraklı olan kişiler bu soruya &#8220;yer çekimi&#8221; cevabını verecektir. Bu cevabı verenlere hemen şu soruyu yöneltmek, diğer cevapları &#8220;ihmal&#8221; etmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaç kişi merak ediyor bilmiyorum ama bir iki bilgi aktarmak istiyorum:</p>
<p>Çıktık 7 katlı bir binanın en üst katına. Çıkardık cebimizden cep telefonumuzu, bıraktık aşağıya. Cep telefonu düştü, parçalandı.</p>
<p><a href="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/cracked-iphone-2.jpg" rel="lightbox[623]" title="cracked-iphone-2"><img class="alignnone size-medium wp-image-1172" title="cracked-iphone-2" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2010/06/cracked-iphone-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p><strong>Soru 1</strong>: Neden düştü?</p>
<p>Az çok meraklı olan kişiler bu soruya &#8220;yer çekimi&#8221; cevabını verecektir. Bu cevabı verenlere hemen şu soruyu yöneltmek, diğer cevapları &#8220;ihmal&#8221; etmek istiyorum:</p>
<p><strong>Soru 2</strong>: Peki neden yeri delip geçmedi ve dünyanın merkezine kadar gitmedi? Yoksa ayı dünyanın, dünyayı güneşin yörüngesinde tutmayı başarabilen yer çekimi kuvveti, ufacık bir telefonu yerkabuğuna kadar çekebilecek ve fakat daha fazla ilerletemeyecek kadar güçsüz mü?</p>
<p>Biraz daha meraklı kişiler bu noktada Newton kanunlarının yer çekimini açıklamaya ancak geçen yüzyılın başına kadar yettiğini söyleyecek, evrendeki diğer kuvvetlere, atom altına ve genel görecelik kuramına değineceklerdir. Diğer tüm cevapları yine &#8220;ihmal&#8221; ediyorum.</p>
<p><strong>Soru 3</strong>: Peki nedir bu yer çekiminden güçlü olup da onun tam aksi yönünde bir kuvvet olarak telefonun yerçekimi kuvvetini yenmesini ve yer kabuğunda durmasını sağlayan?</p>
<p>Evet doğru cevap: manyetik kuvvet!</p>
<p><strong>Soru 4</strong>: Peki manyetik özelliği olan yer kabuğu mu telefon mu? Nasıl oluyor da telefon ve yer kabuğu manyetik bir ilişkiye giriyor? Mıknatıs nerede?</p>
<p>İşte burada imdadımıza Maxwell yetişiyor. Aslında yukarıdaki cevabın tam olarak doğru hali &#8220;manyetizma&#8221; değil, &#8220;elektromanyetizma&#8221;. <a title="Maxwell" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Maxwell_denklemleri" target="_blank">Maxwell</a> elektrik ve manyetizmanın ilişkisini çok güzel bir şekilde matematiksel olarak ifade etmişti. Telefon veya yer kabuğu manyetik bir özellik barındırmasalar bile, her maddede olduğu gibi atomlardan oluşuyorlar. Atomların çevresinde negatif elektrik yüklü elektronlar bulunuyor. Yer ile birleşme anındada telefonun yapısını oluşturan maddenin elektronları ile, yere çarptığı noktadaki maddenin elektronları, birbirlerini yerçekiminden milyarlarca kat daha büyük bir kuvvetle itiyorlar ve cep telefonu daha ileri gidemiyor.</p>
<p><strong>Son soru</strong>: Neden düşmüştü cep telefonu ?</p>
<!-- PHP 5.x -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/nasil-yuruyor-bu-isler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
