<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlker Utlu &#187; E=mc²</title>
	<atom:link href="http://ilker.utlu.net/etiket/emc%c2%b2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ilker.utlu.net</link>
	<description>Hayat; başlangıcında teorik, bitişinde pratiktir.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Jan 2012 13:30:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Güneş balçıkla sıvanmaz!</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/gunes-balcikla-sivanmaz/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/gunes-balcikla-sivanmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2009 10:24:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın ömrü]]></category>
		<category><![CDATA[E=mc²]]></category>
		<category><![CDATA[Fuji]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[helyum]]></category>
		<category><![CDATA[hidrojen]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığın vizyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazı &#8220;Güneş taşkömürüyle çalışmaz!&#8221; yazısının devamı niteliğindedir. Güneşin yaşı 4,5 milyar yıl olarak kabul ediliyor. Yani 4,5 milyar yıl önce güneş ısı ve ışık yayıyordu ve tahmin edilen ömrü, yani 10 milyar yıl boyunca da ısı ve ışık yaymaya devam edecek. Benim ısınma ihtiyacımı karşılamak için, için fosil yakıtlara, doğal gazlara ayda ortalama 250 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazı &#8220;<a title="Güneş taşkömürüyle çalışmaz!" href="http://ilker.utlu.net/blog/gunes-taskomuruyle-calismaz/" target="_self">Güneş taşkömürüyle çalışmaz!</a>&#8221; yazısının devamı niteliğindedir.</p>
<p>Güneşin yaşı 4,5 milyar yıl olarak kabul ediliyor. Yani 4,5 milyar yıl önce güneş ısı ve ışık yayıyordu ve tahmin edilen ömrü, yani 10 milyar yıl boyunca da ısı ve ışık yaymaya devam edecek. Benim ısınma ihtiyacımı karşılamak için, için fosil yakıtlara, doğal gazlara ayda ortalama 250 TL. ödediğimi kabul edersek, peki bu iş güneşte nasıl yürüyor?</p>
<p>Cecilia Payne&#8217;in güneş hakkındaki yorumlarından ve E=mc²&#8217;den <a title="Güneş taşkömürüyle çalışmaz!" href="http://ilker.utlu.net/blog/gunes-taskomuruyle-calismaz/" target="_self">bahsetmiş</a>, güneşi oluşturan maddelerin nasıl olup da böyle bir enerji açığa çıkarabildiğini daha sonraya bırakmıştık. İşte şimdi bu konuya değinmek istiyorum.</p>
<p>Güneşinin büyük bir kısmının ilk başlarda demir olduğu düşünülüyordu. Dünyamızda da sıkça karşılaştığımız düşünülürse demir mantıklı bir yorumdu. Bilim adamları daha sonra yapılan gözlemlerde, demirin izine bile rastlayamadılar. Öte taraftan demir gibi kararlı bir çekirdeğin formüle (E=mc²) nasıl katılabileceği konusu da tartışılıyordu. Daha sonra yapılan araştırmalarda güneşin çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluştuğu saptandı. Artık işler biraz daha kolaylaşmıştı.</p>
<p><img class="size-full wp-image-575 alignleft" title="hidrojen-helyum" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2009/03/hidrojen-helyum.jpg" alt="hidrojen-helyum" width="275" height="175" />Atomaltı aritmatiğinde 4 tane hidrojen atomunu helyuma çevirdiğinizde, 1+1+1+1 = 3,993 eder. İşte eksilen bu %0,7 lik kütle, ışık hızının karesiyle çarpılarak enerjiye dönüşür, aydınlanmamızı ve ısınmamızı sağlar.</p>
<p>Bu durum sabah böyleydi, Einstein yaşarken hatta dinazorlar hayattayken de böyleydi. Bundan 5 milyar yıl sonrasına kadar da bu şekilde devam edecek. Peki ya sonra, helyuma dönüşen hidrojen bitince ne olacak? Hazıra dağ dayanmaz burada çok küçümsenerek söylenen bir söz olarak kalır sanırım. Hazıra güneş dayanmaz diyelim&#8230;</p>
<blockquote><p>Tam bu noktada şu soruyu duyar gibiyim:</p>
<h3>Bu hidrojen denen madde dünyada da var. Neden burada çarpışmıyor ve helyuma dönüşmüyor?</h3>
<p>Bu sorunun bilimsel bir cevabı var elbette.  Ama duyduğum gerçekse yani birileri bu soruyu soruyorsa cevaplayalım. Aksi durumda konuyu hidrojenin takdirine bırakalım..</p></blockquote>
<p>Kimileri dünyadaki hayatın ateşlerle kimileri ise buzlarla yok olacağını söylerler. Her iki tarafın da söylediği çok doğrudur. Eğer sönene kadar güneşin kütlesi çok büyür ve dünyaya ulaşırsa ateşlerle yok olacak. Yok daha önce sönerse dünya ısınamadığı için buzullar kaplayacak heryeri. Doğru hesap yapanın teorisi doğru çıkacak. Dünyanın oluşumunda çalışan E=mc², dünya yok olurken de iş başında olacak.</p>
<p>Ama korkmayın, iki ihtimal var önümüzde:</p>
<p>Bu hızla devam edersek, insanlık o günleri görmeden yok olacak veya varlığını sürdürmeye devam edecek. Emin olduğum birşey varsa, o da insanlığın sonunun doğal ilerleyen E=mc²’den olmayacağı. 5 milyar yıla kadar biz bu dünyayı terk etmenin ve yaşanabilecek başka bir dünya yaratmanın yolunu bulacağız. Ya da birbirimizi yok edeceğiz.</p>
<p>Aklıma bir iş görüşmesinde sorulan şu soru geldi, yanlış hatırlamıyorsam kitap ismi olmuştu:<br />
<strong>Ek:</strong> Buldum! Uğur Abi&#8217;nin <a title="İşe giriş görüşmesi" href="http://ugurozmen.com/blog/is-hayati/ise-giris-gorusmesi" target="_self">şu</a> yazısında görüp, <a title="Fuji Dağı’nı Nasıl Taşırsınız?" href="http://fistikyesili.com/2008/11/11/fuji-dagini/" target="_self">şurada</a> okumuştum, kitapmış :)</p>
<blockquote><p>Fuji dağını taşımanız ne kadar zaman alır? (<em>Biraz evirmişim</em>)</p></blockquote>
<p>Soruyu gördüğümde aklıma gelen ilk şey şu oldu:</p>
<blockquote><p>Ya 2 gün ve 500 yıl sürer, ya da 500 yıl ve 2 gün.</p>
<p>Eğer taşımamız gerekiyorsa ve buna ikna olursam bir yolunu bulurum. Fakat burada asıl etken şirket stretejiniz olurdu.</p>
<p>2 günde kadar verir ve günümüz teknolojisiyle hemen taşımaya başlar, 500 yıl sonra işimi bitirirdim. Ya da 500 yıl gerekli teknolojiyi arar ve bulur, 2 günde taşırdım. Bu sizin vizyonunuzla ilgili&#8230;</p></blockquote>
<p>İnsanlık da vizyonuyla ilgili olarak yolunu seçecek ve o gün geldiğinde ne yapacağını biliyor olacak. Tıpkı şu anda güneşin balçıkla sıvanamayacağını bildiği gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/gunes-balcikla-sivanmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş taşkömürüyle çalışmaz!</title>
		<link>http://ilker.utlu.net/blog/gunes-taskomuruyle-calismaz/</link>
		<comments>http://ilker.utlu.net/blog/gunes-taskomuruyle-calismaz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2009 16:25:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Utlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Cecila Payne]]></category>
		<category><![CDATA[E=mc²]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[spektroskop]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ilker.utlu.net/?p=477</guid>
		<description><![CDATA[1890&#8242;lardan yani radyoaktivitenin keşfinden beri bilim adamlarının aklını kurcalayan bir soru vardı. Evrende bir yerlerde radyoaktif bir yakıtın faaliyette olup olamayacağını düşünüyorlardı. Akla gelen ilk adres ise, bize göre her  sabah doğup, akşam batan güneşti! Milyarlarca yıldır dünyayı ısıtan güneşin taş kömürüyle çalıştığını düşünmek komik geliyordu&#8230; Öte taraftan güneşle ilgilenen bir diğer grup gökbilimciler, güneşte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1890&#8242;lardan yani radyoaktivitenin keşfinden beri bilim adamlarının aklını kurcalayan bir soru vardı. Evrende bir yerlerde radyoaktif bir yakıtın faaliyette olup olamayacağını düşünüyorlardı. Akla gelen ilk adres ise, bize göre her  sabah doğup, akşam batan güneşti! Milyarlarca yıldır dünyayı ısıtan güneşin taş kömürüyle çalıştığını düşünmek komik geliyordu&#8230;</p>
<p>Öte taraftan güneşle ilgilenen bir diğer grup gökbilimciler, güneşte uranyum veya benzeri bir elemetin izine rastlayamamışlardı. Tüm bulgular büyük miktarda metalik demirden oluştuğunu gösteriyordu. Hatta Einstein güneşin yapısıyla ilgili %66 lık bir saf demir oranından söz ediyordu.</p>
<p>Bu durum o dönemde gerçekten büyük bir problemdi. Einstein E=mc² üzerinde çalışıyordu. Tek bir formülle tüm evreni ispatlama çabaları güneşin büyük oranda demirden oluştuğu düşünüldüğünde tam bir fiyaskoya dönüyordu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-481" title="Cecilia Payne" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2009/03/ceciliapayne.jpg" alt="Cecilia Payne" width="275" height="175" />Tam o sıralarda 1919&#8242;da Cambridge&#8217;de öğrenim hayatını sürdüren Cecilia Payne ismindeki İngiliz bir kadın ikinciye bölüm değiştiriyordu. Çalışmalarını yeterince ilgi çekmediğini düşünen Cecilia son olarak astronomi okumaya karar kıldı.</p>
<p>İşte belki de bu noktadan sonra E=mc²&#8217;nin isimsiz kahramanlarından biri olacaktı.</p>
<p>Cecilia&#8217;nın belki de en büyük şanslarından biri aynı üniversitede Eddington&#8217;ın da bulunuyor ve kendisine özel ders vermeyi kabul etmesiş olmasıydı. Yine de Eddington&#8217;ın desteği bile, bir kadının İngiltere&#8217;de doktora yapmasını sağlamıyordu ve Cecilia doktora çalışmaları için soluğu Harward&#8217;da aldı.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-490" title="26" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2009/03/26.jpg" alt="26" width="275" height="175" /></p>
<p>Güneşten gelen verilerin yandaki gibi olduğunu düşünün. Gökbilimcilerin yaptığı iş spektrometrenin bu verilerini yorumlamak. Tablodaki numaraların elementlerin atom numaraları olduğunu varsayın.</p>
<p>Geleneksel yorum (örneğin) şu şekilde yapılıyordu. Tüm numaraları topla, numara sayısına bölerek ortamasını al. Sonuç her şekilde 26 çıkıyordu. 26, demirin atom numarasıydı.</p>
<p>Cecilia&#8217;nın yaptığı şey spektroskop verilerinin yorumlanma şeklini değiştirmesiydi. Güneşten gelen spektroskop çizgileri, farklı elementleri işaret ediyordu. Fakat o güne kadar yapılan bütün yorumlar sonucunda demir elementi çıkıyordu. Cecilia&#8217;nın farklı bakış açısı aslında alınan verilerin ne demek istediğini anlatmaya yetiyordu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-494" title="1" src="http://ilker.utlu.net/wp-content/uploads/2009/03/1.jpg" alt="1" width="275" height="175" />Cecilia yukarıdaki tabloya kendi bakış açısından baktı. Spektroskop verilerini defalarca gözden geçirdi. Aslında sonuç ortadaydı. Sadece O&#8217;nun gibi bakmak gerekiyordu. Cecilia yukarıdaki tabloya baktığında yandaki gibi görüyordu.</p>
<p>Tablo güneşte %90&#8242;dan fazla hidrojen geri kalanın da büyük bir kısmının helyum olduğunu söylüyordu. (Hidrojenin atom numarası 1&#8242;dir)</p>
<blockquote>
<h3>Peki bu sonuç Einstein&#8217;ın işine nasıl yarıyordu?</h3>
<p>Demir o kadar dengeli ve kusursuz çekirdek yapısına sahip bir elementtir ki, radyoaktif bir tepkimeye girmesi ve milyarlarca yıl enerji yayması nerede imkansızdır. Oysa ki uranyum ve benzeri elementlerin çekirdekleri çok büyük ve doludur. Zaten güçlükle bir arada durmaktadırlar.</p>
<p>Ortaya çıkan sonuçlara göre hidrojen ve helyumdan oluştuğu gözlemlendi, bunun uranyum veya diğer radyoaktif elementlerle ne ilgisi var? Bu bölüme daha sonra, Cecila&#8217;ya son bir kere daha göz attıktan sonra dönelim.</p></blockquote>
<p>Cecila İngiltere&#8217;den Amerika&#8217;ya bir kadın olarak orada doktora çalışması yapamadığı için gelmişti. Henüz doktora tezini bile vermeden vardığı sonuçlar astrofizikçiler arasında konuşulmaya başlanmıştı. İşin kötü tarafı yıllardır yapılan araştırmalar, hesaplamalar bir de muhafazakarlıkla birleşince, Cecilia için işler  pek de iyi gitmemeye başladı. Evet, haklı olduğunu biliyorlardı, fakat bu durum kariyerlerini tehlikeye atıyordu.</p>
<p>Cecilia böylece zorlu bir yola girdi. Kimse O&#8217;ndan özür dilemedi, hayatını zorlaştırmaya çalıştılar. Fakat Cecilia&#8217;nın sayesinde, yakın çevremizdeki en büyük yakıt istasyonunun güneş olduğunun ispatı için yol açılmıştı.</p>
<p>Hidrojen&#8217;in güneş ışınları üzerinde oynadığı role ve yaklaşık 150 milyon km. öteden gelip nasıl kemiklerimizi ısıttığına <a title="Blog Ödülleri" href="http://www.blogodulleri.com/" target="_blank">BÖ!09</a>&#8216;u açtıktan sonra bakalım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ilker.utlu.net/blog/gunes-taskomuruyle-calismaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

