Tık!

Eylül 02 10 Yorum Kategori: Blog

Bir köpeğim var, ismi Gofret. 5nci yaşının içinde. Sanırım bana çekmiş, -bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum- çünkü biraz tembel. Ne uzun yürüyüşler yapabilirsiniz Gofret’le, ne de 10 dk. dan fazla oyun oynayabilirsiniz.  Tabi hal böyle olunca, Gofret’le yaşam açısından oldukça rahat ediyorum.

Her gün evden çıkmadan önce birlikte sabah ihtiyacını giderebilmesi için dışarı çıkıyoruz. Döndükten sonra ayaklarını temizliyor, vedalaşıyor, oyalansın diye bir tane kemik veriyor ve işe doğru yola koyuluyorum. Kapıyı kilitlerken, sessiz ve hüzünlü bir şekilde kapıya baktığını görür gibi oluyorum.

Geçtiğimiz kış bende bir alerji problemi baş gösterdi. Test sonuçlarında iki şeye alerjim çıkmıştı. En yüksek dereceli olanı köpeklere, diğeri ise kedilere karşı… Alerji solunum yollarımı aştı ve akciğerlerime kadar indi. Evde nefes almakta sıkıntı çekmeye başladım. Birkaç doktor, birkaç tedavi. Şu anda iyiyim. Konu ile ilgili sadece ilk doktoru neden değiştirdiğime değinip geçeceğim;

Doktoru ziyaretimde, yarım saate yakın şikayetlerimi anlattım. Doktor herhangi bir test yapmadan, muayene etmeden, hatta yüzüme bile bakmadan şunları söyledi ;

1. Sigarayı bırakıyorsun,
2. Köpeği evden uzaklaştırıyorsun,
3. Evdeki halıları kaldırıyorsun,
4. Bana geliyorsun.

Geçmiş zaman tam olarak ne dediğimi hatılamıyorum ama şunun gibi bir şeydi;

Doktor Bey,

1. Oğlunuzu evlatlıktan red ediyorsunuz,
2. Diplomanızı yırtıp atıyorsunuz,
3. Karşınızdaki insan konuşurken arada bir de olsa başınızı masadan kaldırıp, adam yerine koyduğunuzu belli etmeyi öğreniyorsunuz,
4. Beni arıyorsunuz.

Bu randevudan sonra, nedense o doktorla bir daha görüşmedik. Görüşmemek istemeyenler için telefonunu verebilirim. Mesleğinde çok başarılıymış…

İkinci alerji doktorum çok daha ılımlı idi. Söyledikleri çok mantıklıydı. Oysa ki, aynı şeyleri söylüyordu. Sonuçta tedavimi o yürüttü.

Neyse, şu anda bir problemim yok. Gofret’le birlikte bir takım önlemler alarak yaşamaya devam ediyoruz.

Gofret

Geçen haftalarda yine Gofret’le sabah gezintimizi bitirdikten sonra, kapıyı kilitlerken bir tık sesi duydum. Kilitte bir problem var sandım. Kapıyı açtım, yine kilitledim. Ses gelmedi, evden ayrıldım. Akşam eve döndüğümde, Gofret Hanım her zamanki gibi beni yine kapıda karşıladı. Terliklerimi getirdi. Belirtmeden geçemeyeceğim; ilkinde doğru terliği tutturamaz, teker teker de getirdiği için 3-5 tur atar her akşam.

O gün eve ziyarete gelen bir arkadaşımla Gofret’le ilgili konuşuyorduk. Şunu sordum;

Abicim, ben bu salak kızıma her sabah giderken bir tane kemik veriyorum. Yesin, kemirsin, oyalansın diye. Biliyorsun hayatı yemek üzerine kurulu. Fakat normalde yarım saat içinde vardan yok ettiği kemiği, akşamları geldiğimde hiç ellenmemiş buluyorum. Herkes eve geldikten sonra oturup aynı kemiği afiyetle yiyor.

Aldığım cevap çok ilginçti, inanıp inanmamakta tereddüt ettim. Şöyle demişti arkadaşım;

Köpekler sahiplerinden ayrıldıklarında iştahları kesilir, herhangi bir şey yiyip içmezler.

İlginçti, ama Gofret’e konduramadım. Gofret, hayatı gerçek anlamda yemek üzerine kurulu bir Golden Retriver.

Bu olaydan birkaç gün sonra yine sabah gezintimizden döndük, Gofret’e kemiğini verdim ve evden çıktım. Kapıya kilitlerken yine tık! sesi. Bu kapı başıma bela açacak diye kendi kendime söylenirken, birden bire başımdan aşağı kaynar sular indi sanki. Tık! sesinin ne olduğunu anlamıştım. Bülent’in söyledikleri aklımdan geçiverdi;

“Köpekler sahiplerinden ayrıldıklarında iştahları kapanır.”

Ben kapıdan çıkarken Gofret, hayatını adadığı yemeğini, kemiği duyduğu üzüntü ve şaşkınlıkla ağzından düşürüyordu. Kemik yere düştüğünde tık! diye ses çıkarıyordu. Muhtemelen kapıya öyle bakakalıyordu ve eve gelene kadar kemiğe dokunmuyordu.

Yani bunun üstüne ne demek lazım bilmiyorum, sanırım en iyisi başka bir şey eklememek ve burada bırakmak…

10 Yorum Yapılmış

Kendi yorumunuzu ekleyebilirsiniz
  1. Vallahi ne desem çok duygulandım.
    Yada şöylemi desek; “İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok sevesimiz geliyor.”
    Ah gofret ah.

    Bilal Bilgi 2 Eylül 2007 at 22:25 Permalink
  2. Bir resimi varsa, bizi gofretle tanıştırır mısınız?

    Aynur Dereli 3 Eylül 2007 at 15:09 Permalink
  3. Tabii. Bir fotoğrafını yukarıya ekledim. İlerleyen zamanlarda daha geniş bir arşiv sunabilirim…

    İlker Utlu 3 Eylül 2007 at 15:29 Permalink
  4. öncelikle şunu söylemeden geçmeyeyim; şu hayatta sevdiğim hatta taptığım iki cins hayvan var biri tekir kediler diğeri de golden retrieverlar ve aynen sizde olduğu gibi bende de bu tüylü arkadaşlara karşı alerji sorunu var. üstelik 2 yıl boyunca muhteşem bir tekir ile aynı evi – aynı yatağı?! – paylaştıktan sonra ortaya çıkmış bir alerji. bu anlamda sizi tedavi eden dokturun telefonunu aciliyetle isteme hakkını görüverdim kendimde :)

    gofret hanım’a gelince; anlattıklarınız derecesinde bağlanan başka bir cins var mı pek bilemiyorum ama özellikle köpeklerin kedilere nazaran sahiplerine daha bir tutkuyla bağlandıkları kesin!

    şimdi bu yazınıza üzüldüm desem üzüntü değil sevindim desem o da değil. içim bir tuhaf oldu demek daha doğru olacak :)

    jolené 4 Eylül 2007 at 11:14 Permalink
  5. Benim de burun buruna yaşadığın ilk evcil hayvan (vahşi olanları saymıyorum) bir tekir. İsmi Balkız’dı ve Özlenen’in çeyizi olarak evimize dahil oldu. Tekir; tek kedi cinsidir!

    Sonrasında, yani Balkız’ı bizi terk ettikten sonra, Özlenen 6 ay kadar dayanabilip, GR issterrimmm diye tutturdu ve Gofret katıldı aramıza. Bunları şu yüzden anlatıyorum;

    Kesintisiz olarak bir evcil hayvanlarla yaşadığım sürece herhangi bir alerji problemi yaşamadım. Ama Balkız gitti, başka bir kediyle karşılaştım kedi alerjim başladı, Gofret’le 1.5 yıl ayrı kaldım, geri dönünce köpek alerjim başladı.

    Bu yüzden, birlikte yaşadıktan sonra, alerji potansiyeli olan havanlarla yaşanan ayrılık, bir daha aynı alerjenle karşılaşan bünye için tepkisel bir duruma dönüyor. Detaylı teknik bilgi veririm istersen.

    Kedi-köpek-kuş alerjisinin tedavisine gelince, malesef bilimsel olarak kanıtlanmış bir tedavisi yok. Toz-polen falan uzun süreli bir tedavi ile iyileşiyor. Dolayısıyla ben kedi-köpek alerjisini tedavi ederim diyen doktor atıyordur. Ama tabi belli bir ilerleme, yaşam kalitesinde bir miktar artış elde edebiliyorlar.

    Ama kesin çözüm, alerjeni uzaklaştırmak. Eğer evinde şu an bir kedi-köpek’in yoksa, olmasın. Günün birinde elbet bulacaklar doğru tedavi yöntemini.

    Kedi-köpekli bir yere giderken alabileceğin önlemler var. Kısa süreli ziyaretlerde idare ediyor. Yine de ben doktora gidecem, 4 yıl aşı olacam diyorsan doktoların iletişim bilgilerini verebilirim tabi.

    İlker Utlu 4 Eylül 2007 at 12:44 Permalink
  6. 8 yaşımdan 10 yaşıma kadar toz-polen alerjim yüzünden ilk önce haftada bir sonra 15 günde bir ve en nihayetinde ayda bir olmak üzere iğne manyağı olmuşluğum var aslında ve hakikaten de bugün artık eskisi kadar rahatsız olmuyorum polenlerden-ev tozlarından. işin garibi – tıpkı sizin dediğiniz gibi – duman (kedim) evden gittikten sonra ortaya çıktı alerji yoksa o evdeyken bir kere hapşırdığımı bilmem..
    işin en kötü yanı da kedilere böyle deli olurken alıp da evde besleyememek. umarım yakın zamanda bir tedavi yöntemi bulabilirler buna.

    jolené 4 Eylül 2007 at 13:17 Permalink
  7. Erken yaşlarda çıkan, özellikle polen vs. alerjilerinin tedavisi daha başarılı sonuçlanıyor. Alerji tedavisi denen şey aslında aşı. Vücuda, tepki verme sınırında alerjen yükleyip, bunların öcü olmadığı öğretiyorlar. Hepi topu bu..

    Ama her alerjen için ayrı bir tedavi gerektiğinden ve eski tedavin polen tedavisi olduğundan, evcil hayvan akarlarına (myte da diyorlar) karşı bir etkisi olmuyor.

    Kedi-köpek durumu için benim keşfettiğim bir tadavi yönemi var. O da inat yöntemi. Psikolojik biraz destekle, evde bir köpeğin değil, Gofret’in var olduğuna inandırıyorsunuz kendinizi. İnadına alt alta – üst üste yaşıyorsunuz. Biraz da fiziksel destek, kortizon falan. Ben Gofret alerjimi yendiğimi düşünüyorum.

    Ama başka bir köpekle karşılaşırsam işe yaramıyor ve biraz riskli tabii…

    İlker Utlu 4 Eylül 2007 at 13:27 Permalink
  8. Son günlerde okuduğum en muhteşem yazılardan biri. Bu güzel anınızı böylesine sürükleyici bir şekilde anlattığınızve bizimle paylaştığınız için size teşkkür ederim.

    www.eylos.com 17 Ekim 2007 at 23:31 Permalink
  9. çok güzel güzelse daha başka ne denirki buralarda yeniyim arkadaşım olun :)

    limonikedi 8 Eylül 2008 at 18:35 Permalink
  10. çook tatlı bişey :D bnmde bi goldenım vardı ismi gofretti ama ben ona kısaca goffy diyordum :D henüz yavruyken almıştım ve daha önce hiç köpeğim olmamıştı o yzden gofretia lırken bni kandırıp hasta bi köpek verdiler.. hasta olduğunu anldm ve tedavi ettrdm iyileşti ama daha snra gençlik hastalığına yakalandı ve onu kaybettik :( onu çook özlüyorum..

    goffy 1 Şubat 2010 at 01:49 Permalink

Kendi yorumunuzu ekleyebilirsiniz

Commenter Gravatar