Secret’mış, hah! Asıl Sır Burada

Ağustos 16 4 Yorum Kategori: Blog

Bugün;

The Secret“Şu herkesin elinden dilinden düşürmediği meşhur! çekim yasasını anlatan kitap (The Secret) hakkında görüş belirtme niyetim hiç yoktu. Ta ki bunların kendi kendilerine “öğretmen” dedikleri, hem kitap hem dvd filmlerinde bolca referans gösterdikleri David Schirmer adlı (sözde) üstadın ortaya çıkan sahtekarlığını okuyana kadar?”

diye başlayan, Tunç’un yazısını okurken aniden irkildim. Sanki benim düşüncelerimi yazıya dökmüştü. The Secret ( Sır ) isimli kitabın, sadece bir pazarlama harikası olduğunu düşünen ve bu yüzden okumayan ben, tepkimin bundan ibaret olduğunu ve sevgili Tunç’un da hemen hemen aynı hisleri paylaştığını ve artık dayanamadığını görünce, bu konuda yalnız olmadığımı farkettim. Sonucunda bu kelimeleri okuyorsunuz. Sizlerle az sonra asıl sırrı paylaşacağım.

Bir kaç blog ( nahnu ) ve bir kaç forumda konuyla ilgili düşüncelerimi belirtmiştim. The Blair Witch Project’i hatırlar mısınız bilmiyorum. Ama benim aklımdan çıkmayan, sinema sektöründe en akıllıca pazarlanmış, hakkında en iyi pazarlama kampanyalarından biri yürütülmüş ve bir o kadar da kötü bir filmdir.

The Blair Witch Project“Korku filmleri alanında iyi bir film olmadığını, The Blair Witch Project’in bir kült olacağını, daha önce bu kadar iyi bir korku filmi izlemediğimizi iddia eden kampanya”, ilk filmin gösterime girmesini ve ilk izleyicilerin ( biri de bendim ) deneyimlerini paylaşmasını takiben, tabir-i caiz ise, “fos” çıkmıştı. ( Bu fos kelimesinin altında çok derin anlamlar yatıyor, altını çizmek istedim. )

Buraya kadar her şey normal sayılabilir. Güzel bir kampanya, kötü bir ürün. Sonuç; başarı. Ama bitmedi dahası var…

Yaklaşık 3 yıl kadar sonra, yine bir kampanya başladı. Kampanyanın hedefi, aynı filmin ikinci bölümü. Kampanya yine o kadar güzel yönetiliyordu ki, bir an için yerel bir ürünmüş gibi düşündürdü. Söylem ise şu şekildeydi;

“Tamam birinci film düşük bütçeliydi ve bazı eksikleri vardı. Ama ilginiz için teşekkür ederiz. Biz bütçemizi yükselttik ve bu –müthiş prodiksiyonun– ikinci bölümü sizi yerlerinizden hoplatacak.”

Ben, iyi niyetli sinema sever, şu anda eşim olan ve korku filmlerinden hiç hoşlanmayan kız arkadaşım, büyük bir merakla filme gittik. Eşim; hoplayıp zıplaması, irkilmesi gerekirken filmde uyudu, ben de tüm film boyunca bu yazdıklarımı düşündüm. İkinci fos! Yine çok akıllıca bir pazarlama kampanyası, berbat bir film. Pazarlamacılarını takdir ederek, söylene söylene sinema salonundan ayrıldım.

Tamam birincisini yedik de, ikincisi ne oluyor… Bunu da yuttuk diyelim hadi.

Gelelim The Secret’a. Kitap hakkında çok fazla bir şey söylemeyeceğim. Merak edenler için, Tunç’un yazısını öneririm. Neyin sırrı, bilmediğim şey ne olabilir, işte yine bir pazarlama kampanyası, hatta günümüze uyarlanmış çok güzel bir kampanya.

The Secret’ı bir arkadaşım Internet’ten linkini göndererek önermişti. Başında ki The’yı görünce bir anda irkildim. Sitesini ziyaret ettim, görsel şovlar, kaliteli çekimler ve bir de kitap. Kitabı okuyamayacak olanlar için bir de dvd’si çekilmiş. Tamam dedim, işte bir tane daha. Kuvvetle muhtemel, satış rekorları kıracak, insanlar içinde yazan şeyleri uygulayacak ve bir şey elde edemeyecek, 3-5 yıl sonra devamı gelecek bir başka pazarlama mucizesi ile karşı karşıyayız.

Bir işi yaparken bütçenizi neye ne kadar ayırdığınız çok önemli. Ar-ge, üretim, pazarlama, satış ve servis. Tüm bunlar dengeli olduğu sürece, ürün iyi ve şirket başarılı bir şirkettir. Bunlardan herhangi birini öne çıkaran bir yapı gördüğünüzde, diğer taraflarda bir eksiklik aramaya başlayın derim.

İşte tüm bu düşüncelerimden dolayı, ilgili kitabı okumadım, okumayı da planlamıyorum. Gelelim söz verdiğim gibi gerçek sırra;

Kitabı okumadığım için, içindekiler ile ilgili bildiğim en net şey hakkında, yani Tunç’un kitaptan yaptığı alıntıyla ilgili gerçek formülü, asıl sırrı aşağıda veriyorum;

BAŞLIK: İstediğiniz kadar paraya sahip olun!

  1. Banka hesap cetvelinizi çıkarın, üzerinde yazan miktarı not edin, olmasını istediğiniz miktarı da yanına yazın.
  2. Aylık gelirinizi ve giderinizi hesaplayın, aradaki farkı not edin. ( Umarım + bakiye çıkacaktır )
  3. Olmasını istediğiniz miktardan, var olan miktarı çıkarın, ikinci adımdaki + bakiyeye bölün.
  4. Çıkan sonuç; kaç ay sonra istediğiniz miktara ulaşacağınızı gösterir.

Bu kadar basit. İstediğiniz paraya ulaştınız. Buraya kadar matematikti, siz stabil kaldığınız sürece formülün tutmaması imkansız. Sadece çalışmaya devam edin. Gelelim işi “sır” olan kısmına;

  1. Olmasını istediğiniz miktadan, var olanı çıkarın.
  2. Ne kadar süre sonra gerekli olduğunu KENDİNİZ belirleyin. İlk adımda bulduğunuz miktarı, ikinci adımda olmasını istediğiniz miktara bölün. Bu; ayda ne kadar kazanmanız gerektiğini gösterecektir.
  3. Bu miktara ulaşmak için ne kadar gerekiyorsa, o kadar çalışın.

İşte asıl sır bu. Çalışmak. Tabi bir istisnası var elbet. Eğer armutsanız, sadece bekleyebilirsiniz de…

4 Yorum Yapılmış

Kendi yorumunuzu ekleyebilirsiniz
  1. The secret kitabının orijinalini okusaydınız böyle konuşmazdınız bay morphe, bu alandaki bilgi hazinenizinde pek fazla olmamasını yadırgadım. Araştırmak, araştırmak, araştırmak

    Abidin 18 Ağustos 2007 at 13:25 Permalink
  2. David Schirmer işini ii biliyor demek ki

    Abidin 18 Ağustos 2007 at 14:46 Permalink
  3. Ahhh bay Abidin aaah, Antep’te hiç demiyordunuz sır, mır?? Götürüyordunuz tatlıları bir, bir (: Bu arada neymiş The Secret’ın orjinali? Bilgilendirin bizi lütfen..

    İlker Utlu 23 Ağustos 2007 at 13:46 Permalink
  4. Ben murphy kanunları seven bi adam olarak hayata negatif bakan bi insanım kız arkadaşım illa al oku falan filan dedi .. Bende tamam alıp okuyacam dedim, Yarın sabah güya ilk işim bu kitabı alıp okumak .. Hayata daha pozitif bakabilmek ..

    Google’da arama yapıp kitap hakkında biraz bilgi sahibi olayım dedim . Kitabın Web Sitesine baktım DVD ve MP3 şeklinde destek ile Çal(ışk)an uzman kişilerin elinden çıktığını farkettim , Kitap hakkında deneyimlerini anlatan Fikir atolyesindeki yazıyı okudum . Yorumlar içerisinde Geri izlemelerden sizin sitenize kadar gelip yorum yazıyorum gecenin bir saatinde ..

    ve Ne hikmetse artık Kitabı almayı düşünmüyorum …

    ayrıca , Kitapdaki Sırrı okumadan keşfettim ..

    “Kitabı alıp kafanı ütülemeyecek ve boş bilgilerle doldurmayacaksın”

    kursatsenturk 23 Mart 2009 at 05:26 Permalink

Kendi yorumunuzu ekleyebilirsiniz

Commenter Gravatar