“Nefes Alanı” İnsanları
Biraz önce Müge Çerman‘ın blogundaki yazısını tekrar okudum. İşaretli yazıları zaman zaman okurum. Hatta biraz sonra bir kere daha okuyacağım. Ama unutmamak için aklımdakileri şuraya karalamak istedim.
Müge, “Seçimler bitti, ama her şey şimdi başlıyor.” demiş. Aynı başlığı ben de kullanmak istiyorum, ama tercihimi farklı yapacağım. Bu, duruma pozitif baktığımın bir göstergesi. Müge’ye katılmadığım tek bir nokta var yazısında. O da şu kısım;
“Ne yazık ki çoğu at gözlüğü takmış, “apolitik” olmayı fasulye gibi nimetten sayan bir sürü iyi eğitimli genç, umursamaz bir tavırla günlerini geçirip duruyor. Aksine inanmam mümkün değil…. Dileyen dilediğini düşünür saygım var. ”
Apolitik olmak kişisel bir seçim olamaz. İsteyen istediği gibi düşünür, doğrudur, evet bu kişisel tercihlerle sınırlıdır. İstediği şekilde bir inanca sahip olabilir, istediği rengi, yemeği, düşünceyi, ideolojiyi tercih edebilir. Fakat iş toplumsal boyuta taşındığında, önce geçmişi, sonra günü ve daha sonra da geleceği ile ilgili sorumluluklara sahip olmalıdır. Politik olmak veya olmamak toplumsal bir meseledir. Bu sorumluluğa sahip olmayanları neden diye sorgulamam, fakat kimse de benden saygı duymamı bekleyemez.
Ben bu durumu şuna benzetiyorum.
Bir hayat var. Fiziksel olarak bir noktada konumlanmak zorunda. Hayat dünyanın bir noktasına konuveriyor. Hayatın sahibi, bir ömrü olduğunun farkında.
Etrafına bakıyor, ömrü boyunca nefes alabileceği kadar alan yaratıyor kendisine ve kalanını koyveriyor.


Seçim geçeli biraz oldu sanırım :) Politik olma eyleminin toplumsal bir mesela olması konusu epeyce ilginç bir yaklaşım olmuş…
Evet seçimler geçeli bir süre oldu. Durumu sindirmem zaman almış biraz :)