Hah Şunu Bileydim!

Mart 06 2 Yorum Kategori: Blog

Fatih zor sormuş,  düşünmek lazım. Fakat düşünmeyeceğim. Bir abimle büyük çaplı bir işle ilgili fizibilite raporu üzerinde çalışırken söylediği şu sözler aklıma geldi birden;

“İlker, hani şu kulağının arkasından çıkarıp yazmaya başladığın, kullana kullana 5cm. kalmış kurşun kalem vardır ya, işte onunla yaptığın ilk hesaplar her zaman doğrudur. Bilgisayarlar, analiz programları kısacası teknoloji ile sadece hesabını teyid edersin.”

Ben de ilk aklıma gelenleri yazıyorum;

Öncelikle ben dünyaya erken geldiğimi düşünen bir insanım. Eğitimini gördüğüm meslek Türkiye’de 100 yıl daha hiçbir işe yaramayacak, eski binalara, antikaya hiç mi hiç ilgim yok. 156 yıllık bir ofisim olsa da.. Hatta eşim bazen bana üzerinde düğmesi olmayan bir hediye olmanın beni mutsuz ettiğini söyler. Dolayısıyla eğer böyle bir imkanım olursa yapacağım şey, yaşadığım günden ileri gitmek olacaktır. En erken zamansal uzaklık ise ölüm tarihimin 1 gün sonrası.

Ve illaki gidecek olursam yakın geleceğe göz attıktan sonra, şu dünyada tüm maddesel ihtiyaçların aşılıp, maneviyatın artık öne çıktığı zaman dilimini arardım. Devletler arası çatışmaların, kişisel düşmanlıkların olmadığı, ticaretin icadını bırakın varlığını bile unutan bir toplum bulmak olurdu ümidim ve aslında biliyorum, bulamazdım.

Futbolun olmadığı, piyangoların rağbet görmediği, insaları bu tür güdü ve hobilerle oyalamaya çalışmayan bir üst yönetim bakınırdım. Petrol, elektrik, enerji artık önemli olmamalı belki de. Tüm bu güçler uğruna, sade vatandaşın eline yarım trilyon dolar verip uyuşturan, kalan maddi varlığı elinde tutan ( ne yapacaklarsa) görünmeyen güçler de olmamalı. Sanırım ne hissettiğimi anlatabildim.

Bazı zamanlar eskiden yaşadığım yerlerde dolanmak hoşuma gider. Aslında bu, bir tür geleceği keşiftir benim için. Belki en son 20 yıl önce görmüşümdür. Hayatımın bir kısmını orada geçirmişimdir. Sonra hooop 20 yıl sonrası. Oradan ayrılıken ise hep içim burkulur. Özledim diye düşünürdüm önceleri ama şimdi farkediyorum, aslında orada yaşananları kaçırdığım için artık oraya ait değilim. Yok yok hayır. Ben zamanda ilerleyerek herhangi bir yere gitmek istemiyorum. Yaşamadığım bir şey benim olamaz, benden hiç olamaz.

Peki merak? Evet biraz merak var. Örneğin en çok gelecekteki yolculuk deneyimlerini merak ediyorum. Sebebi mi? Çok basit; Boğaziçi Köprüsü. Burada sıralayacaklarımın çoğu muhtemelen eziyet çektiğim şeyler olacak.

Zaman makinesi, eğer olacaksa (ki teorik olarak mümkün) tarihin en kötü icadı olur. Hatta bu keşfi yazacak bir tarih bile kalmaz sanırım.

2 Yorum Yapılmış

Kendi yorumunuzu ekleyebilirsiniz
  1. Hep anlatılan bir satranç hikayesi vardır. Aynı oyun yıllarca sürer fakat hiç bitmez. Oyuncular ara ara buluşup hamlelerini yaparlar. Bu mim dalgası mevzuunda da -itiraf etmeliyim ki- geç gelen cevapları hep daha çok sevmişimdir.

    fatih 7 Mart 2008 at 10:14 Permalink
  2. Fatih gecikme için özür, ama bak serbest çalıştım :)

    İlker Utlu 7 Mart 2008 at 16:30 Permalink

Kendi yorumunuzu ekleyebilirsiniz

Commenter Gravatar