Güneş taşkömürüyle çalışmaz!

Mart 20 1 Yorum Kategori: Blog

1890’lardan yani radyoaktivitenin keşfinden beri bilim adamlarının aklını kurcalayan bir soru vardı. Evrende bir yerlerde radyoaktif bir yakıtın faaliyette olup olamayacağını düşünüyorlardı. Akla gelen ilk adres ise, bize göre her  sabah doğup, akşam batan güneşti! Milyarlarca yıldır dünyayı ısıtan güneşin taş kömürüyle çalıştığını düşünmek komik geliyordu…

Öte taraftan güneşle ilgilenen bir diğer grup gökbilimciler, güneşte uranyum veya benzeri bir elemetin izine rastlayamamışlardı. Tüm bulgular büyük miktarda metalik demirden oluştuğunu gösteriyordu. Hatta Einstein güneşin yapısıyla ilgili %66 lık bir saf demir oranından söz ediyordu.

Bu durum o dönemde gerçekten büyük bir problemdi. Einstein E=mc² üzerinde çalışıyordu. Tek bir formülle tüm evreni ispatlama çabaları güneşin büyük oranda demirden oluştuğu düşünüldüğünde tam bir fiyaskoya dönüyordu.

Cecilia PayneTam o sıralarda 1919’da Cambridge’de öğrenim hayatını sürdüren Cecilia Payne ismindeki İngiliz bir kadın ikinciye bölüm değiştiriyordu. Çalışmalarını yeterince ilgi çekmediğini düşünen Cecilia son olarak astronomi okumaya karar kıldı.

İşte belki de bu noktadan sonra E=mc²’nin isimsiz kahramanlarından biri olacaktı.

Cecilia’nın belki de en büyük şanslarından biri aynı üniversitede Eddington’ın da bulunuyor ve kendisine özel ders vermeyi kabul etmesiş olmasıydı. Yine de Eddington’ın desteği bile, bir kadının İngiltere’de doktora yapmasını sağlamıyordu ve Cecilia doktora çalışmaları için soluğu Harward’da aldı.

26

Güneşten gelen verilerin yandaki gibi olduğunu düşünün. Gökbilimcilerin yaptığı iş spektrometrenin bu verilerini yorumlamak. Tablodaki numaraların elementlerin atom numaraları olduğunu varsayın.

Geleneksel yorum (örneğin) şu şekilde yapılıyordu. Tüm numaraları topla, numara sayısına bölerek ortamasını al. Sonuç her şekilde 26 çıkıyordu. 26, demirin atom numarasıydı.

Cecilia’nın yaptığı şey spektroskop verilerinin yorumlanma şeklini değiştirmesiydi. Güneşten gelen spektroskop çizgileri, farklı elementleri işaret ediyordu. Fakat o güne kadar yapılan bütün yorumlar sonucunda demir elementi çıkıyordu. Cecilia’nın farklı bakış açısı aslında alınan verilerin ne demek istediğini anlatmaya yetiyordu.

1Cecilia yukarıdaki tabloya kendi bakış açısından baktı. Spektroskop verilerini defalarca gözden geçirdi. Aslında sonuç ortadaydı. Sadece O’nun gibi bakmak gerekiyordu. Cecilia yukarıdaki tabloya baktığında yandaki gibi görüyordu.

Tablo güneşte %90’dan fazla hidrojen geri kalanın da büyük bir kısmının helyum olduğunu söylüyordu. (Hidrojenin atom numarası 1’dir)

Peki bu sonuç Einstein’ın işine nasıl yarıyordu?

Demir o kadar dengeli ve kusursuz çekirdek yapısına sahip bir elementtir ki, radyoaktif bir tepkimeye girmesi ve milyarlarca yıl enerji yayması nerede imkansızdır. Oysa ki uranyum ve benzeri elementlerin çekirdekleri çok büyük ve doludur. Zaten güçlükle bir arada durmaktadırlar.

Ortaya çıkan sonuçlara göre hidrojen ve helyumdan oluştuğu gözlemlendi, bunun uranyum veya diğer radyoaktif elementlerle ne ilgisi var? Bu bölüme daha sonra, Cecila’ya son bir kere daha göz attıktan sonra dönelim.

Cecila İngiltere’den Amerika’ya bir kadın olarak orada doktora çalışması yapamadığı için gelmişti. Henüz doktora tezini bile vermeden vardığı sonuçlar astrofizikçiler arasında konuşulmaya başlanmıştı. İşin kötü tarafı yıllardır yapılan araştırmalar, hesaplamalar bir de muhafazakarlıkla birleşince, Cecilia için işler pek de iyi gitmemeye başladı. Evet, haklı olduğunu biliyorlardı, fakat bu durum kariyerlerini tehlikeye atıyordu.

Cecilia böylece zorlu bir yola girdi. Kimse O’ndan özür dilemedi, hayatını zorlaştırmaya çalıştılar. Fakat Cecilia’nın sayesinde, yakın çevremizdeki en büyük yakıt istasyonunun güneş olduğunun ispatı için yol açılmıştı.

Hidrojen’in güneş ışınları üzerinde oynadığı role ve yaklaşık 150 milyon km. öteden gelip nasıl kemiklerimizi ısıttığına BÖ!09‘u açtıktan sonra bakalım…

Trackbacks/Pingbacks

  1. Güneş balçıkla sıvanmaz! | İlker Utlu - 24 Mart 2009

    […] yazı “Güneş taşkömürüyle çalışmaz!” yazısının devamı […]

Kendi yorumunuzu ekleyebilirsiniz

Commenter Gravatar